| |
İSMİMİZİ ALDIĞIMIZ
PAMUKKALE HAKKINDA
Denizli’ye 22 km. uzaklıktaki Hierapolis (Pamukkale), yeraltından
fışkıran sıcak su kaynaklarının oluşturduğu etkileyici travertenlerinin
ve şelalelerinin yanı sıra,
Roma
ve Bizans dönemi arkeolojik kalıntılarıyla önemli bir yerleşimimizdir.
Çökelez Dağı’nın güney eteğinde yer alan ve kalsiyum oksitli kaynak
sularının birikimiyle oluşan pamuk beyazlığındaki plato, etkileyici bir
görünüme sahiptir. Kalsiyum tuzları ve karbondioksit gazı içeren 35°
sıcaklıktaki termal suyunun, yüzyıllardan beri çeşitli hastalıkları
iyileştirici etkisine inanılmış ve şifa arayan insanların en önemli
uğrak yerlerinden biri olmuştur. Bu ilgi, kaynakların etrafında
Hierapolis adıyla bir yerleşimin oluşmasına neden olmuştur.
Hierapolis, kalsiyum oksitli suların binlerce yıldır şekillendirdiği
olağanüstü ve benzersiz bir coğrafyaya yaslanarak biçimlenen bir antik
kent; ünü tüm Akdeniz havzasına yayılmış Helen ve Roma uygarlığının
ihtişamlı merkezlerinden biridir. Mineralli sıcak sularla beslenen doğal
teraslar, havuzlar ve öte yanda bu masalsı örtüde yükselen görkemli
yapılar. Sütunlar ve galerilerle süslenmiş caddesi, Babadağı ve Honaz
Dağları’nın eteklerinde, Çürüksu (Lykos) Nehri’nin oluşturduğu vadiye
hâkim konumdaki on bin kişilik tiyatrosu, sıcak ve soğuk bölümlerden
oluşan hamamları, gösterişli idari ve sivil yapıları ile Anadolu’nun en
büyük ve en zengin antik nekropolüne sahip olmasıyla öne çıkan bir
kentimizdir. Türünün yeryüzündeki tek örneği olan ve UNESCO Dünya Mirası
Listesi’nde yer alan Pamukkale, antik adıyla Hierapolis’tir. Ancak onun
tüm bu özelliklerinin dışında, diğer antik kentlerden ayırt edici bir
özelliği de Kutsadığı tanrılar.
|
|
|